ÜNiVERSiTELi MYO TEKNiKERLER - MÜCADELE PLATFORMU -

MYO TALEPLERİMİZ))) KADRO - ÜNVAN - YETKİ - SSK - KISA DÖNEM ASKERLİK - MYO MESLEK ELEMANLARI VE ODALAR BİRLİĞİ HAKLARIMIZ VERİLSİN ! MESLEK ONURUMUZU İSTİYORUZ!
 
PortalAnasayfaTakvimGaleriSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 657 Sayılı DMK’da ve 399’da Değişiklik Öngören Kanun Tasarısı Teklifinin Maddeleri:

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
Admin
avatar

Erkek
Mesaj Sayısı : 461
Yaş : 49
NERDEN : İSTANBUL
MESLEK : İNŞAAT TEKNiKERi
OKUL : MYO
MYO Dernek : YOK
PUAN VER : <div class="js-kit-rating" view="score" path="" title="" permalink=""></div><script src="http://js-kit.com/ratings.js"></script>
Personalized field :
Points : 3584
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 14/03/08

MesajKonu: 657 Sayılı DMK’da ve 399’da Değişiklik Öngören Kanun Tasarısı Teklifinin Maddeleri:    30.06.10 7:38

..............................



ALINTIDIR.

17.6.2010tarihli
RADİKAL gazetesinde yayımlanan makaleme bu linkten ulaşabilirsiniz. http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetay&ArticleID=1002951&Date=26.06.2
010&CategoryID=99




17/06/2010 2:00
Memurlarla ilgili
kanun tasarısı teklifinin ana hedefi ve başat kurgusu yükselen memur
hareketinin önünü kesmek; kamu çalışanlarının ve kamu
kurumlarının tasfiyesini hızlandırmak, tek tip memur yetiştirmek, boyun
eğen, biat eden, hakkını hukukunu aramayan bir memur tipini hayata
geçirmektir




document.write();
ERSİN ALBUZ
(Arşivi)

Memurlarla
ilgili son kanun tasarısı teklifinden ne anlaşılması gerekmektedir? Bu
kanun tasarısı teklifi hükümetin dolayısıyla iktidar partisinin
toplumsal hayata, çalışma yaşamına ve demokrasiye nasıl baktığını net
bir şekilde ortaya koymaktadır. “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz”
sözü önemlidir. Kişilerin ne dediği değil ne yaptığı önemlidir.
Yapılanlar, yapılmaya çalışanlar, 8 yıldır reel ücret kayıpları
yaratanlar bundan sonra da memurlar için hiç de iyi şeyler yapmayacağını
bir kez daha göstermişlerdir.
Kanun tasarısı teklifini ana hedefi ve başat kurgusu yükselen memur
hareketinin önünü kesmek; kamu çalışanlarının ve kamu kurumlarının
tasfiyesini hızlandırmak, tek tip memur yetiştirmek, boyun eğen, biat
eden, hakkını hukukunu aramayan bir memur tipini hayata geçirmektir.
Kanun tasarısı teklifinin 2. maddesi ile 657 sayılı DMK’nın 68.
madesinde yapılan değişiklikle kamu kurumlarına dışarıdan doğrudan
yönetici atanabileceğini düzenlemektedir. Bu düzenleme 657 sayıl DMK’nın
3. maddesindeki ‘liyakat’ ve ‘kariyer’ ilklerini ortadan
kaldırmaktadır. Ayrıca dışlardan atanacakların iktidar partisi
yandaşları olması kaçınılmaz olup memurların tek tipleşmesinde
kullanılan bir araç olarak düşünülmüştür.
Diğer bir madde ise kanun tasarısı teklifinin 5. maddesi ile 657 sayılı
DMK’nın 100. maddesinde 6. maddesi ile 657 sayılı DMK’nın 101.
maddesinde yapılan değişiklikle çalışma saatlerinin günlük maksimum
süreleri gösterilmeli ve hiçbir memura olağan üstü haller ve zorunlu
sebepler dışında haftada 45 saatten fazla çalıştırılamayacağı hükmünün
getirilmesi gerekmektedir. Bu sınırlamaların konmamış olması idareye
keyfiyet tanımaktadır. İdare istediği memuru istediği yerde ve zamanda
istediği gibi çalıştırabilecektir. Bu idareye memurlar üzerinde tam bir
psikolojik hakimiyet sağlayacak bunun yanında diğer disiplin cezası
hükümleri ile de takviye edilen bu madde ile memur güvenceleri
kaldırılmakta tam bir hakimiyet sağlanmaya çalışılmaktadır.
Kanun tasarısı teklifinin 13. maddesi ile 657 sayılı DMK’nın 125.
madesinde yapılan değişiklikle: “Yetkili olmadığı hâlde basına, haber
ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç
vermek” şeklindeki düzenlemesi de hukuk dışıdır. Herkesin haberleşme
özgürlüğü vardır. Haberleşme özgürlüğü haberlere erişebilmek hakkı
olduğu kadar kamuya kendi düşüncelerini de aktarabilme hakkını da
kapsamaktadır. Şeffaf, demokratik ve hesap verebilir bir hükümetten
bahseden iktidar partisinin bu düzenleme ile ne kadar anti demokratik
bir iktidar olduğunu ortaya koymaktadır. Düşünce ve düşünceyi yayma
özgürlüğünün baskıcı bir tarzda kanun maddesine konması yasadan asıl
amaçlanmak istenenin ipuçlarını vermektedir.
Kanun tasarısı teklifinin 19. maddesi ile 657 sayılı DMK’ya eklenen ‘Ek
Madde: 40’, sözleşmeli uzman istihdamını öngörmektedir. Sözleşmeli uzman
istihdamı ile aynı kurumda kadrolu ve sözleşmeli uzmanlar olacak,
görevleri aynı olacak ancak hakları ve sorumlulukları farklı olacak. Bu
durum Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır. Aynı zamanda Anayasamız
devletin, çalışanların sosyal ve ekonomik haklarını geliştirmekle
görevli olduğuna ilişkin amir hükümlerini yok sayan ve memurların
ekonomik ve sosyal hakların kısıtlayan bu düzenleme bu yönüyle de
Anayasaya aykırıdır.
Bu kadrolarda fiilen çalışan personelden üstün gayret ve çalışmaları
sonucunda emsallerine göre daha başarılı çalışma yaptıkları tespit
edilenlere, bağlı oldukları birim amirinin teklifi ve üst yöneticinin
onayı ile haziran ve aralık aylarında birer aylık sözleşme ücreti
tutarına kadar teşvik ikramiyesi ödenebilir.” Bu düzenleme ile kendi
yandaş memurlarına ikramiyeler dağıtarak, bir nevi istenildiği kıvamda
oldukları için bu memurlara verilecek bu paralar diğer memurlar üzerinde
olumsuz etki yapacak iş barışını bozacak, memurların bir birleri ile
çatışmasına ve yarışmasına yol açacak, çalışanlar arasında dayanışma
ruhu yok edilecektir. Ya da çalışanların tamamı kuzu olacaklardır.
Kanun tasarısı teklifinin 21. maddesinin 2. bendinin ‘b’ fıkrası ile 657
sayılı DMK’nın 36. maddesi: “37’nci maddesinde yer alan “son altı
yıllık sicil notu ortalaması doksan ve daha yukarı olanlardan son sicil
notu olumlu bulunanların” ibaresi “son on yıllık süre içinde herhangi
bir disiplin cezası almayanların olarak değiştirilmiştir.” Bu
düzenlemedeki “Disiplin cezası almak” hükmü çifte cezalandırma hükmünü
ortaya koymakta. ‘uyarma’ disiplin cezası almış olmak halinde bile bir
üst dereceye yükselme olanağı olmayacaktır. Keyfi olarak verilecek
uyarma cezaları ile memurların derece yükselmesinin önü kapanacaktır.
Kanun tasarısı teklifinin 21. maddesinin 2. bendi ile 22/1/1990 tarihli
ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 14’üncü maddesi başlığıyla
birlikte şöyledir: “Grev Yasağı Madde 14- Sözleşmeli personelin grev
kararı vermesi, bu yolda propaganda yapması, herhangi bir greve veya
grev teşebbüsüne katılması, grevi desteklemesi yahut teşvik etmesi
yasaktır.” Düzenleme, yükselen kamu çalışanları hareketin önünü kesmeye
yönelik bir düzenlemedir.
Sendikanın aldığı iş bırakma eylemini grev olarak nitelendirilip, Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi’nin ve İLO’nun tartışmasız kabul ettiği
sendikaların toplu mücadele yöntemlerinden biri olan iş bırakma
eylemlerinin yasal ve meşru bir hak olduğu kabul edilmişliğin yok sayan,
greve katılanları ve ceza maddelerine koyduğu grevi ve iş bırakma
eylemlerini destekleyen, bu yönde görüş bildiren, çalışma yapan
memurlara disiplin ceza vereceğini düzenleyen hükümlerini bir bütün
olarak değerlendirdiğimizde,bu düzenlemelerin amacının memurların
çalışma hayatındaki sosyal ve ekonomik haklarını geliştirmek değil,
bilakis memurların mücadele ile ekonomik ve sosyal haklarını aramak ve
geliştirmek yöndeki mücadelesini engellemektir.
Kamu çalışanları sendikalarının kanun nezdinde varlığı olmasına rağmen
iş bu kanun tasarısı teklifinin hazırlanması ve TBMM Başkanlığına
sunulmasında kamu çalışanları sendikasının tanınmadığının göstergesidir.
Bu durumda kamu çalışanları sendikaları da hükümeti ve de iktidar
partisini muhatap almamalıdır.
Sendikalar, fiili meşru mücadele alanlarını genişletmeli ve
derinleştirmelidir.
Tüm çalışanların ekonomik ve sosyal haklarının masada karşılıklı güç
dengesi içinde kararlaştırılması gerekirken, yapılan son düzenlemeler,
grev hakkının içermeyen Anayasa değişikliğindeki “toplu sözleşme”
tabirinin içinin ne kadar boş olduğunu şimdiden ifade edilişidir. Toplu
sözleşme hakkının verilecek olmasının hiçbir anlam taşımayacağı
hükümetin bu kanın tasarısı teklifi ile net bir şekilde ortaya
çıkmıştır.
Her kesin kabul ettiği hususların öncelikle hayata geçirilmesi varken
aynı uygulamayı Anayasa değişikliğinde de kullanan iktidar partisi “şark
kurnazlığı”nı burada da yapmaktadır. Tatlı şurup içinde zehir içirmeye
çalışmaktadır. Neden sadece tatlı şurubu içirmeyip illa da şurubun için
zehir katayım düşüncesini dayatmaktadır?
Bu iktidar partisinin demokrasi diye bir derdinin olmadığının; kamusal
alanların tasfiyesinin aktörü olduğunun teyididir.
Fiili meşru mücadeleyi alanlara, iş yerlerine, mahalle ve sokaklara
yayabildiğimiz ölçüde yöneten biz olma yolunda ilerleyebiliriz. Yöneten
biz olmadığımız sürece de hukuk dışı uygulamalar, fiili saldırılar devam
edecektir.
Yaşasın örgütlü mücadele, yaşasın KESK.

Av. Ersin Albuz: (BTS İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi)


ALINTIDIR.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://myoteknikerler.forumzen.com
 
657 Sayılı DMK’da ve 399’da Değişiklik Öngören Kanun Tasarısı Teklifinin Maddeleri:
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» EĞİTİCİ FİLMLER
» Denklem Kurma ve Problem Çözümü
» Karmaşık Sayılar ve Polinomlar
» ENDÜSTRİYEL KALIPÇILIK

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
ÜNiVERSiTELi MYO TEKNiKERLER - MÜCADELE PLATFORMU -  :: HAK İHLALLERİ VE YARGI KARARLARI :: HAK İHLALLERİ VE YARGI KARARLARI-
Buraya geçin: